26 Mayıs 2021 Çarşamba

Geri Dönüşüm Bu Kadar Zor Değil


Ülkemizde geri dönüşüm oranı %10 bile değil. Bu oran iskandinav üklelerinde %100'e dayanıyor. İşin kötü kısmı iskandinav ülkeleri kendi atıklarını %100 dönüştürüp diğer ülkelerden de alıp dönüştürüyorken ama biz kendimizinkini %50 bile dönüştüremeden yurtdışından plastik çöp ithal ediyoruz.

Bu gerçekten ülkemizin ekonomik olarak ve çevresel olarak doğamızında hak ettiği bir şey değil.Yapılacak şeyler çok zor değil aslında, sadece geri dönüşümü Çevre Bakanlığımız artık bazı kanunlarla şekilendirmeli ve yerel belediyeleri harekete geçirecek kesin kuralları koymalıdır ve geri dönüşüm direkt aileden ve atığın çıktığı mekan olarak kaynağından başlatmak ve bununda okullarda eğitimini vermek gerekiyor

Atıkları evden çıkmadan ayıklamak ve en kısa mesafede yerel olarak dönüşüm noktasında doğru şekilde ulaştırmak geri dönüşüme kazandırmak zorundayız. Bunu biz bireyler ve yerel yönetimler birlikte yapabiliriz. Çöplerimiz maalesef şu an eslibiseden ayakkabıdan camdan plastikten tahtadan eşyadan geçilmiyor. Her şeyimizi çöpe atıyoruz ve maalesef insanlarımızda geri dönüşüme dair hiç bir kültür ve zihniyet yok 2020 lerde bile. Sadece kullanmadığımzı atmak istiyoruz veya daha çok plastik ve çevrede yok olmayan atıklar üretiyoruz.

En basit çözüm olarak önce okullara zorunlu geri dönüşüm dersi konup sonrasında belediyeler bu konuda halkı eğitip yönlendirmelidir. 

Zincir marketlerin bulunduğu noktalara yerel belediyeler tarafından konacak geri dönüşüm kutuları biel büyük bir adımdır. Türkiye de 50 bine yakın zincir market şubesi var. Bunlara her gün insanlarımız mecburi olarak gidiyorlar. Bu marketlerin önüne konacka egri dönüşüm kutuları kumaş, pil, plastik, cam ve kağıt olmak üzere ayıklanabilir ve toplanabilir. 

Şu halde, sadece ülkemizde sadece yabancı ve yerli kağıt ve plastik toplayıcıları geri dönüşüm konusunda çalışıyorlar ve bu çok düzensiz ve  yetersiz. Bütün çöp konteynırlarımız hala plastik, kağıt, kumaş, ayakkabı ve camdan geçilmiyorlar. Çünkü bu toplayıcılar sadece üstte gördüklerini alıyorlar.


Ayrıca ahşap ve mobilya gibi aslında atılmayıp ihtiyacı olan insanlara ulaştırılacak eşyalarda çöp konteynırlarının yanına bırakılıyor ve demir parçaları için çöp toplayıcılar bu kullanılacak eşyaları kırıyorlar. Bunun dışında ev ve iş yeri tadilatlarıda ortaya çıkan molozlarında bir şekilde düzene sokulması ve daha başlamadan tadilat bunu belediyelerin ilgi birimlerine bildirmek ve molozların belediey tarafındna daha prosyonelce toplanması gerekiyor. Özellikle küvet, lavabo ve klozet gibi şeyleri ulu orta çöp kenarlarına konması normal değildir.

Bunun dışında şehirlerde özellikle tekstil atölyelerinin çok olduğu İstanbul'da binlerce ton tekstil atıkları kumaş parçaları özellikle çöplere atıyolıyor. Bu konuda belediyelerin tekstil atölyeleri ile ortak çalışması ve çöpe atılmadan bu tekstik atıklarını toplaması ve geri dönüştürmesi gerekiyor.

Biz ülke olarak bu kadar savruk ve zengin değiliz ve doğamız da bunu bu şekilde kabul edecek toleransa sahip değidlir. Daha çok ütketmek ve atmak bir çözüm değil. Dönüştürmek zorundayız.

Avrupa Birliliği 2 sene içinde tek kullanımlık plastikleri yasaklıyor yani artık plasktik kaşık çatal bardak tabak vb şeyler olmayacak.

Pandemi dolayısıyla ortalık maskeden ve bu anlamda tıbbı atıktan geçilmez hale geldi. Kimsenin devletin önermesini beklemeden maskelerimizi kumaş olarak kullanıp onları yıkayarak kullanmak zorundayız. Bu kadar çöp üretemeyiz.

Çok değil, bundan 30 yıl sonra en geç kullandığımız sosyal medya programlarının hepsinde çevre, atık yönetimi, geri dönüşüm ile ilgili mesajlar göreceğiz.

Antartika'daki en büyük buz kütlesi 25 km genişliğindeki ve 170 km uzunluğundaki en büyük buzul nerdeyse trakya bölgesi kadar buzul eridi koptu gitti.

İklim değişiyor ve 2050'de oykanus ve denizlerde balık kalmayacak. Bunun önüne geçmek ve çocuklara okulda x-y-z denklem veye yerçekimi öğretmekten daha önemli olmalı.

En baştan başlamak ve evlerimizdeki atıkları geri dönüştürmek zorundayız.




17 Mayıs 2021 Pazartesi

Olağanüstü Durumda Esnafları Mağdur Edip Dükkanı Sahibini Korumak?


Neden kısıtlamadan devlet ve halk herkes zararla çıkarken dükkan sahibi hiç zarar etmeden bu işten sıyrılıyor?

Pandemi dolayısıyla işsizler başta olmak üzere en çok esnaflar sıkıntı yaşadılar ve hala devam ediyor bu sıkıntı. 14 ay geçmesine rağmen kısıtlamlardan dolayı iş yapamaz veya kısıtlı iş yapar şekilde çalışan esnaflar konusunda o kadar çok serzeniş yapıldı ki en sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan önce esnaflardan özür diledi sonra ise yardım paketi açıkladı.

Oysa akıllara şu soru gelmiyro değil pandemi kısıtlamaları başladığından beri esnafların tercihi olmayarak ve tamamen devletin salgın yüzünden kısıtlama uygulaması sonucunda kirasını bile ödeyemez hale gelen esnaflar farklı bir şekilde korunamazmıydı?

Örneğin, her konuda bir kararname çıkarken neden esnaflar konusunda bir yönetmelik yasa kararname artık neyse çıkarılıp "Kısıtlama olan günlerin kirası kiracıdan alınamaz" denemezmiydi? Hatta açık kalan günlerdeki saat kısıtlaması içinde bu uygulanarak "Kapalı kalınan saatlerinde kirası alınamaz" denemezmiydi?

Bu nasıl bir çifte standarttır ki, dünya batsa bile mülk sahibi parasını almaya devam edebiliyor, ama o dükkanı kendi tercihi dışında devletin dükkan sahibinin de dahil olduğu kamunun tamamını korumak için koyduğu kurallar gereği işletemeyen kiracı kirasını günü gününe ödemesi gerekiyor. 

Neden devlet herkesin sağlığını korumak için uyguladığı kısıtlamalarda şimdi esnafa kira yardımı yapıyor?  5000 TL kira yardımı esnafların çoğusunun dişinin kavuğunu doldurmayacak 14 aylık zararları açısından.

Kimse neden bunun bir çifte standart ve yanlış olduğunu dile getirmedi muhalefet dahil. Neden kısıtlamadan devlet ve halk herkes zararla çıkarken dükkan sahibi hiç zarar etmeden bu işten sıyrılıyor.? Hani nerde anayasanın eşitlik maddesi? Türkiye'de dükkan sahibi kamudan sayılmıyor mu? Dükkan sahipleri ayrı bir zümre mi ve anayasanın da kapsamı dışında kalan?

Savaş çıkınca seferberlik ilan edip herkes askere çağrıldığında dükkan sahipleri gene ayrı mı tutulacak gene?

Aklımızdaki bu deli sorulara kim cevap verecek?


15 Mayıs 2021 Cumartesi

En Çok Kullandığımız Online Bayram Kutlama Mesajı Etiketleri Neler?

İyi Bayramlar Demeyi Seven Bir Toplumuz

Ülkemizde bayramlarda belirli Hashtagler yani etiketlerle mesajlar iletmeyi seviyoruz. Kullanılan etiketlere Herkese kelimesini eklemeyi daha az kullanıyoruz.

Bunların en öne çıkanları #iyibayramlar #nicebayramlara #herkeseiyibayramlar #mutlubayramlar #bayramınızkutluolsun

Peki en çok hangi etiketi kullanıyoruz. instagram verilerini esas alırsak, en çok ;

1. Sırada İyi Bayramlar demeyi uygun görüyoruz.  (860 bin civarı #iyibayramlar etiketi var)

2. Sırada Bayramınız Mubarek Olsun

3. Sırada Bayramınız Kutlu olsun

4. Sırada Nice Bayramlara

5. Sırada ise Herkese İyi Bayramlar şeklinde.

Not : Mubarek olsun etiketi sadece dini bayramlarda kullanılıor onun hariç tamamı hem Dini ve Milli Bayramlar için kullanılan etiketler

65 bin civarı etiket

21 bin civarı etiket
          


 
22 bin civarı etiket
 
110 bin civarı etiket


860 bin civarı etiket

6 Mayıs 2021 Perşembe

Youtube Pandemide Bu Oyun Reklamını Sürekli Yayınlayarak Ne Yapmaya Çalışıyor

 


Bu reklamı görmeyen yoktur. Sinirlerimizi hoplatan bu ucube oyun ve reklamı ile adeta sinir harbi yaşıyoruz her seferinde. 

Biraz merak ettik ve gelin sorgulayalım. Pandemide karantina da bu reklamı sürekli yayınlayarak bize ne yapmaya çalıştığını anlamıyoruz Youtube'un...?

Muhtemelen bu salak oyun reklamı ile sinirlerimizi bozarak bize Premium üyelik satmaya çalışıyorlar. Çünkü sürekli bu reklam çıkıyor. Sizce sebep nedir? Lütfen aşağıda yorumlara yazınız.

Açıkcası biz vimtre.com olarak, bu reklam videosunun pandemide eve kapanan ailelerde kötü etkileri olacağını, özelikle evli çiftlerde kötü şeyleri tetitkleyeceğini düşünüyoruz.  Bu sebeple Twitter üzerinden bu konuda bu reklamın yayınlanmaması konusunda kampanya başlatacağız.



İçerik Sponsoru : vimtre.com

5 Mayıs 2021 Çarşamba

Üreticide 1 TL Halde 3 TL Pazarda 5 TL Markette 10 TL'nin Çözümü


Yine bir üretici toptancı sebze haberleri ile sarsıldık. 17 günlük tam kapanma sebebiyle semt pazarları açılmadığı için elde kalan sebzeler, üreticiler/toptancılar tarafından para etmediği söylenerek çöplere döküldü.

Yıllardır yarayan bir kana pardon kanayan bir yara bu. Esprisi bile çok kötü ama çözümü kimse söylemiyor. Oysa çözüm çok basitti ve maalesef bu yapılmadı ve hala yapılmıyor.

Evet, çözüm çok basit; Akdeniz ile Marmara arasına yük treni hattı yapılması

Aslında fahiş fiyat denen şeylerin sebebi söylendiği gibi de değil. Sebze ve meyveler aracılar yüzünden fahişleşmiyor. Tek bir ana sebebi var, o da pahalı nakliyat. 3. köprününde açılması ile beraber bu nakliyat giderleri katlandı çünkü kamyonlar 100 km fazladan yol yapıyorlar ve ayrıca 3. köprüye 200 tl para ödüyorlar.

Şimdi kaba bir hesapla kamyon şoförünün maaşı, akdeniz ile marmara arası 700 km yolun benzin masrafı ve İstanbul'a girişteki ücretleri toplarsak, aslında 50 kuruşluk domatesin 3-4 katına bile sadece nakliye giderleri ile ulaştığını tahmin edebiliriz. Yani 50 kuruşluk domates İstanbul'da hale gelince zaten 1,5-2 tl maliyete erişiyor.

Bundan sonraki süreçte de eğer markete gidecekse bu bir gider yine veya pazara gidecekse bu da bir nakliye gideri Sonuç olarak 50 kuruşta kilo başına bu gideri sayarsanız domates 2-2.5 lira oluyor. Bunu üzerine hal gideri aracıyı da koyarsanız fiyat 3-3.5 TL olacaktır ve pazarda bu domatesi satanlar 5 liraya satıyorlar daha çok satıp sürümden kazanırken ama marketler 7-10 liraya kadar çıkıyorlar ziyan olacakları da hesaplayıp fiyata ekleyince.

Eğer Akdeniz - Marmara arası nakliye gider yük treni çözümü ile düşürülürse, 50 kuruşluk domates en fazla 1 TL'ye gelecek ve halden çıkışı en fazla 1.5 tl olacak pazarda satış fiyatı 2.5 markette ise 4-5 tl olacaktır. Yani fiyatlar %50 düşecektir.

Akdenizden Marmara'ya ve en azından Doğu Anadolu'nun başlangıcı olan Sivas'a kadar en azından iki yük treni hattı yapılırsa buraya üreticiden çıkan ürünelr kamyon yerien yük treni ile daha ucuz ve çevreci ve güvenli şekilde ulaştırılabilir

Tabii buna kamyon şöförlerinin işini elinden almak olarak bakılacağı için karşı çıkılacaktır ama bununda çözümü var.

İstanbul veya Akdenizde yük treni olan noktada yükleme ve boşalma depoları kurulacağı için burda 1000'lerce şöför çalışabilri sabit olarak. 

İstanbul'da özellikle hem Halkalı civarında hemde Pendik civarında İBB tarafındna yapılıp işleticek tren hattı civarında olacak iki yeni ile ki bunlar soğuk hava deposu veya yer altı deposu şeklinde inşaa edilebilir buralarda Akdeniz'den gelen ürünler sağlıklı şekilde muhafaza ediliğ ve avrupa ve anadolu yakasına servis edilebilir.

Sonuç olarak, ulaşım gider ve buna ek olarak aracılar yüzünden sebze ve meyve piyasasının nakliyecilerin ve hacilerin keyfine bırakılmaması gerekiyor. Sebze ve meyve tedariğide temel bir ihtiyaçtır ve bu tür bir tren taşımacılığı ile Ulaştırma Bakanlığı ve belediyeler bünyesine sorun çok kolayca çözülebilir.


 


Diğer Projemiz