22 Nisan 2021 Perşembe

 Futbolu Kurtarma Çabasıydı Olmadı!


Malum Avrupa'nın önde gelen klüpleri, tıpkı basketbolda Eeurleague'de olduğu gibi bir aralarında anlaşıp
Avupa Süper Ligi diye yeni bir üst lig kurdular  ama, gelen tepkiler sonucu klüplerin çoğusu geri adım attı ve proje başlamadan bitti.

Avrupa Süper Ligi projesinin sözcüsü Real Madrid Başkanı Perez yaptığı son açıklamada "Şampiyonlar Ligi eski, sadece çeyrek finalden itibaren cazibesi var. Geçen sezon 650 milyon euro kaybedildi, bu format işlemiyor. Sezon başında itibaren Avrupa'nın en önemli takımlarının oynayabileceği bir format bulduk. Başka kulüplerle dayanışma içinde olarak, büyüklerin kaybetmediği yerlerde daha fazla para kazanabilirsiniz" görüşünü savundu ve Avrupa Süper Ligi projesinin hala bitmediğini ifade etti. Bakınız.

Perez son derece haklı, zaten ilk olarak şampiyon olmayan klüplerinde katılması kararıyla Şampiyonlar Ligi'nin suyu çıkmış ve geçen 10 yılda özellikle iyice cılkı çıkmıştı. 

Avrupa kafasının spor yönetimi konusunda sicili giderek bozuluyor Fifa başkan Platini'nin yolsuzluk skandalarını da düşününce özellikle.

Sonuç olarak, Dünyadaki en kaliteli ve tatmin edici spor organizasyonu NBA'a artan ilgiyle, dünya çapında basketbolun git gide yükselişinin aksine, giderek ölen futbolu son kurtarma çabası olarak tarihe geçecek bir girişimdi. Bundan 20-30 yıl sonra futbol ve basketbol eşitlediğinde bunu futbolsever herkes ifade edecek.

Üzüldük mü çok bu girişimin başarısız olmasına, hayır çünkü zaten futbol ofsayt gibi gereksiz ve aşırı sertliğe müsamaha vs ile 2000 lerin başındna itibare zaten avrupa kafası UEFA tarafından öldürülmüştü. 90 dakika 50000 kişiyi bir stadyuma toplayıp 0-0 veya 1-0 gibi spor oyunun skor yönüne ve dolayısıyla zevkine ihanet edilmesi ile zaten futbol futbol olmaktan çıkıp bir şiddet sporuna dönüşmüştü.

Bundan sonraki süreçte, bu girişim ile UEFA ve FİFA kendine çeki düzen verip futbolu 90 lardaki gibi tatmin edici bir spora dönütürebilir mi? Pek mümkün görünmüyor özellikle pandemi süreci ile giderek sıkıntı hal alan spor sektöründe her ne kadar beraber zorunlu bir futbol devrimi gerekse de, mevcut avrupa kafasının futboldaki egemenliği ve avrupa devletlerinin ve siyasetinin futbolla içiçe olması bir futbol reformunu zora sokuyor.

Bu sebeplerle futbol severlere geçmiş olsun diyoruz ve Messi ve Ronaldo nun en a 45 yaşına kadar oynamaları için dua etmelerini öneriyoruz. Çünkü Messi ve Ronaldo sayesinde hala futbol ilgi çekiyor onlarda bıraktıklarında zaten futbol ölecek

 

20 Nisan 2021 Salı

Sallama Çayın Karşıtı Demleme Değildir

 

Sallama kelimesi malum bilmeden atmak anlamında kullanılır ama birde bunun yanında  gündelik hayatta kendimizin ürettiği anlamlaları var. Bunlardan biri de poşet çay için kullandığımız "salllama çay" . Peki o zaman demlik poşet çaya neden bir isim üretmemişiz diye düşündük. Tabii farkları var birinde ip var ve böylece sallandırabiliyoruz suyun içinde. 

Demlik poşet çayda bu yok çünkü demliğe atıp bekliyoruz. Burda argo olarak bir tabir üretememişzi bu yüzden demlik poşet çaya bir isim verilmesi gerekir argo da. Bu isimde olsa olsa "dallama çay"
olurdu. Çünkü demlik poşet çay ipsiz olduğu için suya dalar. Bu yüzden eğer kullanılacaksa argo ve gündelik dilde demlik çaya dallama çay denilebilir. Tabii bunu mutfakta yerli yersiz birine çay isterken söylememekte fayda var cinayet çıkabilir olası yanlış bir kullanımda.



7 Nisan 2021 Çarşamba

Letgo Uyanıkları; Ölücüler!


Malum pandemi ile beraber 1 yıldır hepimiz zor günler geçiriyoruz ve bu süreçte en çok maddi sıkıntılarla boğuşuyoruz.


Bazılarımızda bu süreçte hayatta kalmak için internet üzerinden satışa yöneldik ve elimizdeki fazlalık ürünleri Letgo gibi pazaryerlerinde satıyoruz. İlan vermek kolay olsa da satmak gerçekten zor. Mevzu ürün almak ve satmak olunca insanımızın insanlıktan çıkma ve nezaket ve saygı kuralları ile davranmama konusunda özel bir çabası var. Buna birde ürünleri değerinin çok altında almaya çalışan ölücü çomarları da katarsak gerçekten durum vahim bir hal alıyor.

Genel olarak insanlıktan ve nezaketten nasibini almayan bu çomar türü.. Selam vermekten bile kaçarlar.. Onlar için tek bir güdü vardır. O da ürünü değerinin çok çok altında ucuza almak. Bunu başarmak için ise insan gibi görünmek istemez ve daha çok robot gibi davranır.

Bazı letgo ölücüsü çomarlar direkt bir ürüne örneğin değerinde yazılan 100 tl yazılan bir ürüne "20" yazabilir ve sizden cevap bekleyebilir. Bu çomarları direkt engellemeniz size iyi gelirken, bu hareketiniz letgo ölücüsü bu çomarı kudurtacaktır.

Elbette sınırsız sayıda letgo ölücüsü ahlaksız var. Bunları saymakla bitiremeyiz. Ama bazılarını saymakta fayda var. Bir diğer ölücü çomarda gene değerinde yazılan bir ürüne yarı fiyatı teklif edip size ketenpereye getirip karlı çıkmak için 100 tl lik ürüne "40-50 tl yazıp hemen gelip alayım" diyen aceleci letgo ölücüsüdür.

Bunun dışında birde en çok karşılaşılan sessiz ölücüdür. .Size otomatik mesaj olarak "hala satılık mı?" diye otomatik mesaj gönderip sonrasında "evet satılık" mesajı alınca sessizliğe gömülip asla cevap yazmayan "yaşam formu" türüdür.

Bu çomarları takip eden diğer bir letgo çomar türü daha vardık ki o da epey anlaşılmazdır. Bu çomar konuşup koınuşup sonrasında pazarlığı bir yere vardırmamaya çalışan ve tamamen muhabbet ediyormuş gibi davranan çomarlardır. Bunları da engellemeniz size iyi gelirken çomarı kudurtacaktır.

Covid-19 da Yaşam Nasıl Olmalı?


Şunu baştan kabul edelim; el hijyeni ve sosyal mesafe kuralı zaten olması gereken ve çok gecikmiş birşeydi. Bunu insanlığın yeniden ve belkide ilk defa keşfetmesi tuhaf. Bu noktaya gelmemizde aslında bizim tıkanmış ve çıkmaza giren modern insan yaşamımızla ilgili bir durum.


Bu iki temel şeyle bile yeniden başka bir şekilde dönüştürmeye başlayacak modern hayat bizi. Çünkü sadece ellerimiz kirli yaşamıyorduk, ruhumuzda kirlenmişti tamamen. Hijyene önem vermeyerek ve sosyal mesafe kuralı olmadan aslında birbirimizi zehirliyor hatta taciz ediyorduk sürekli.

Daha açıklamak gerekirse, evet maalesef modern yaşam bizi birbirimizin dibine sokarak, burun buruna getirerek yaşatıyordu. Özellikle son 100 yıldır şehir hayatı denen her kesin bir yere toplandığı ve dikey yapılarda apartmanlarda gödelenlerlde, dar alanlarda 500-1000 metre karelik yer kaplayan bahçesi bile olmayan binalarda 100 lerce ve hatta 1000 lerce kişi üst ütste yaşıyor veya çalışıyoruz. Geldimiz sonuç bu işte, en çok burun buruna yaşayan en kalabalık millet(Çin) bir salgın hastalığa sebep oldu. Öyleki bu millet yaşadığı bu kaotik yaşam içinde neyin yenmesi ve yenmemesi gerektiği konusunda şurunu kaybetmişti, ne bulursa yiyip doğayı katlediyordu ve tüm dünya şuan bu millet yüzünden görünmeyen, tam canlı olmayan, bakteri gibi kendi başına yaşayamayan ancak birisine yapışarak orda canlanan sebep olduğpu vahşi yaşama ait bir virüsten kaçıyoruz. Ve işin tuhafı, yıllardır zaten bir kafes hayatı içind yaşadığımız halde, 2 ay dışarı çıkmadan yaşayabileceğimiz bir devlet ve kamu düzenimizde yokmuş ve sabrımızda. Ama öğreniyoruz işte. Bir şekilde bunu da başaracağız.

Öğrenmemiz gereken o kadar çok şey varmış ki, birincisi, eğer bugünden itibaren çevre ve hayvanlar için birşey yapmıyorsan gelecekte kendin için bir şeyler yapacak fırsatın olmayacakmış.

Evet sadece kendimize ve çevremize karşı hijyen ve sosyal mesafe saygı ise bu sosyal mesafe ve saygı sadece insanlara değil doğa ve hayvanlara karşıda olmalı.. İnsanlarla, doğayla ve hayvanlarla arasına saygı esaslı bri sosyal mesafe koymayan bir modern yaşam, yani az tüketmeyi ve geri dönüştürmeyi başarmayan ve hayvanları köleleştiren bir anlayış sonuç olarak çıkmaza girecektir ve girdide.

Peki burdan nasıl çıkacağız?


Öncelike bir kaç evrensel kuralı olmalı bunun :

1. Minimalist Yaşam (Az Tüketim)
En az tüketen ve en sade yaşam şekline geçmek zorundayız. Plastikler, abur cuburlar, büyük porsiyonlar, gereksiz giysiler, eşyalar, hayvan beslenme, fosil yakıtlar ve daha bir çok şeyi hayatımızdan çıkarmak ya da en az hale getirmek zorundayız. Çevreyi ve cebizimi düşünmek zorundayız.

2. Steril Yaşam,
Maksimum temizlikle yaşamalıyız, bu temizlik takıntısı değil sadece olması gerektiği kadar hijyene önem vermeliyiz. Şimdiye kadar kirli ve pis yaşıyorduk. Ellerimizi 10 saniyede yıkıyor bulunduğumuz yerleri temizlemiyorduk yeterince. Şimdi ise olması gerektiği kadar dikkatliyiz ve temiziz.


3.İzole Hayat,
Çok sosyal ve bağımlı kişilik bozukluğu olanlarımız için çok zor olacak ama bunu başarmak zorundayız. Kendi içimize kapanmak sayılsa bile sosyal çevremizden bir süre uzaklaşacağız ve kendimize ve herşeye yeniden bakacağız.


4. Maksimum Geri Dönüşüm,
Tükettiğimiz çoğu şey aslında dönüştürülebilirdir. Geri dönüşüm yoksa çevre yok demektir çevre yok olursa o zaman insan yokolur. Bu yüzden tüketirken üretiğimiz atıklar başta olmak üzere eski ve kullanmadığımız herşeyi dönüştürmeliyiz.


5. Vegan Hayat ve Hayvanlara Haklarını Geri Vermek! Başımıza gelen bu sıkıntı hayvanlara karşı olan caniliğimizin bir sonucu, bu yüzden hayvanlardan özür dilemek ve onlara özgürlüklerini geri vermek zorundayız. Hayvanlara ait olan onlara geri veremeyceğimiz hiç bir hak yok. Onlar olmadan da beslenebilir ve yaşayabiliriz. Eğer ölmek üzereysek öleceğiz ama deneylerde hayvanların kullanılmasınada karşı çıkacak ve onları bizim günlük işlerimize köle etmeyeceğiz. Eşit haklara sahip olacağız.

Kadın Cinayetleri Nasıl Önlenir


Malum hain terör gibi bir toplumsal soruna dönüşen bir konu daha var ülkemizde. Kadın cinayetleri... Evet terör gibi diyoruz çünkü; bu gerçekten toplumsal etkisi çok fazla olan ve insanımızın canına kast eden bir suç.


Son 10 yılda toplumu rahatsız ve tehdit eder seviyeye kadar ulaşan bir katliamlar bütününden bahsediyoruz. Günde 1-2 kadının öldürülmesi artık kanıksanmış hale geldi. Bakanlarımız bunun yurtdışı ortalamalarının altında olduğunu söylese de, ortada siyaset makamı tarafından da anlaşaşılamayan ve üzerinde uzlaşılamayan derin sosyolojik bir konu bu.

Bu yüzden artık bizim kendi kendimize bakmamızda ve bu olguyu toplum-birey-cinsiyet bakış açıları ile görüp mevzuya sivil olarak bakmamızı gerekiyor. Kadın cinayetlerinin analizi olduğu gibi çözümü de yine devlet ve siyaset dışı olmalıdır. Çünkü devletimizin 40 milyon kadına koruma atayacağı bir durum yok ve devletten beklediğimiz makro ve mikro siyasi çözümlerin kısa vadede işe yaraması mümkün değil hergün kadınlar öldürülürken. Bu yüzden özeliklle yasaların daha katı hale getirilmesinin ve çok dikkatli uygulanmasınında engelleyemeyeceği kompleks bireysel bir suç alanı var. Tıpkı siyasi bir teröristin tek başına bir karar alıp yılbaşı gecesi gibi bir yeri silahla taraması gibi öngörülmesi ve önlenmesi çok mümkün olmayan bir durum bu.

Bu yüzden işin çözümü devlet eksenli politikalardan aramak artık pek mümkün değil. Ülkedeki tüm erkekleri toplayıp belediye ve kamu kurumlarının merkezlerinde toplu olarak zorunlu eğitimle eğitsek ve rehabilite etsek bile bu en az seviyeye inemeyecek kadar ilerlemiş derine inen sebebpleri olan toplumsal bir sorun bu.

Bu yüzden çözüm konusunda bireysel inisayatiflerin ve sivil toplum ve yerel örgütlenmelerle ve ek olarak yerel yönetimlerle yani belediyelerle işbirliği yaparak kısa vadede daha sonuç alınır şeyleri yapmak daha yararlı olacaktır.

Örneğin her mahalleden kadınların kendi aralarında facebook grubu bile olabilir bu örgütlenerek, kendilerini daha güçlü ve savunulabilir yapacak şekilde belediyeleri de harekete geçirerek veya kendi aralarında kuracakları bir platform veya derneklerle, ve platformlarda sadece kadına şiddet ve kadınların özel hayat ilişkilerini geliştirme amaçlı şeyler yapılabilir. Bu haliylede tamamen devlet ve siyasetten bağımsız ve bu platformlarda siyasetin ilke olarak konuşulmayacağı şekilde kadın dayanışması ile kadınların örgütlenmeye ve kendilerini şiddet eğilimli erkeklerden koruyabileceği platformlar kurulabilir.

Ayrıca erkek şiddetine karşı, kadınların kendini savunması amaçlı savunma sporları öğrenmeleri dahil ve erkeklerle kurulacak iletişimlerinde erkeklerin zararını minumuma indirecekleri ve ve ehr bir kadının çevresindeki şiddet eğilimli potansiyel erkeklerin belirlenmesi ve devlet kurumlarını iletilmesini ve şiddet uygulama eğilimli erkeklerle kadınlarının ilişkinin bitirildiği veya başlatılmadığı bir tür ücretsiz ilişki danışmanlığı gibi alanlarda uzmanların gönüllü olarak kadınlara yüzyüze veya online olarak destek olması sağlanabilir ve kadınlar bu tür platformlara yönlendirilerek bir anlamda şiddete karşı pasaif durumda çıkıp, aktive edilip kendi aralarında dayanışma yapmaları gösterebilirler.

Bu şekilde daha sağlıklı ilişkiler kurma anlamında hemde kadınların birbirine ekonomik dayanışma göstererk yardımcı olduğu bir sinerji oluşturulabilir.

Yurdışına Gidenleri Yurdışından Mutlu Pozları Kesmesi

2018 yılında sadece 500 bin civarında insan yurtdışına göçmüş... Bu sayı her yıl 100 bin civarında artıyor... Ülkemizdeki siyasi ve ekonomik kaos adı artık sebebbi neyse bazılarımızın burada yaşamakla ilgili umutlarını ve beklentilerini epey düşürmüş olabilir ve bu yüzden doğal olarak göçüyor olabilirler...

Kişisel bir tercih olarak buraya kadar herşey gayet normal... Bu onların hayatı ve onların tercihi elbette ama sorun şu ki, gidenlerden bazıları işi başka boyuta taşıyorlar ve kendi gidişlerini, kendi dramlarını veya içsel yolculuklarını içlerinde yaşamak yerine, tamamen hissetikleri bu zorlukları gittikleri yerden youtube kanalı kurararak bizim üzerimizden atlatmaya çalışıyorlar gibi bir durum var ortada. Güya bunu da oraya gidecek olanlara rehberlik adı altında yapmaya çalışıyorlar gibi gözükselerde, aslında bizi bir stres atma aracı olarak kullanıyorlar sanki...

Burada, aslında bu işin temelinde, gittiği ülkede pekte mutlu olamayan hallerini buradan takipçiler yaparak terapi etmeye çalışmak gibi bir durum var. Ülkelerinden kaçışlarını; internet üzerinden bir tür ünlü olma ve takipçi yaparak örtbas etme ve bundan gelir elde etme durumu da var...

Hal böyle olunca, yaşı henüz ergen olan çocukları ve gençleri özellikle onlar gibi ülkeyi terketmek şansı olmayanları engellenemez heveslere kaptırıyorlar: "bakın ben ülkeden kaçtım çok mutluyum sene yapabilirsin" mesajı vererek burda kalanların aklını çeliyorlar. Özellikle burdan gitme ihtimalleri çok düşük olanların burayla ilgili yaşam motivasyonlarını iyice düşürüyorlar. Çünkü onların aldığı riski alamayacak gençleri ve yetişkinleri 10-20 dakikalık mutlu rolü yaptıkları videolarla başka türlü hayallere kaptırıyorlar... Oysa hepimiz bimeliyiz ki, bu arkadaşlar kamerayı kapatınca, başka bir dünyada kendi hayatta kalma mücadeleleri ile başbaşa kalıyorlar.

Bu yüzden bu arkadaşlara, özellikle 3-4 kişi grup olup Amerika'dan Kanada'dan Avustralya'dan mutluluk ve özgürlük pozları kesen arkadaşlara bir uyarı yapmak lazım: yapmayın, yabancı bir ülkede büyük zorluklar yaşıyorsunuz, ailenizden sevdiklerinizden ayrısınız ama orada yaşadığınız bir iki tane konforu bize abartarak satarak biz takipçilerinizin ilgisi üzerinden oradaki esas durumunuzu örtbas ediyorsunuz..

Yani youtube kanalınız ve 3-5 bin takipçiniz olmasa orda olmakla ilgili günde 50 kat daha fazla dram yaşayacaksınız ama sürekli bize gülümsüyorsunuz ve bize yurtdışında her şey en kötü şartlarda bile sizi 24 saat gülümsetiyor gibi gerçekdışı bir hayale kaptırıyorsunuz.. Hele videolarınınz havalı olsun diye saatlerce uğraşıp televizyon kanalı gibi prodüksiyon yapıp, video editlemeler ve efektler ve introlar yapıyorsunuz Ama bu işin amelelik kısmınında haftada 10 saatinizi aldığından pek haber etmiyorsunuz.. Ve aslında tüm derdinizi abone sayısı yapıp,beğeni alıp yorum yaptırıp videolara sponsor ve reklam alıp da 50-100 dolar kazanarak oradaki dramınızı hafifletmek istiyorsunuz...

Lütfen bırakınız bu gereksiz iki yüzlü pozları da ailenizi ve burdaki şeyleri nasıl özlediğinizi anlatarak başlayın videolarınıza ve höykürerek ağladığınız hallerinizi de anlatın iyice ve bu seçimin çok zor oluğundan bahsedin. O zaman sizle eşit olalım ve sizinle gerçek bir empati kuralım.. Böyle çok ikiyüzlü ve gülünç oluyorsunuz..

Bu şekilde Bakın ben Kanada dayım, siz hala oradasınız" şeklindeki halleriniz Steve JOBS oldunuz da biz burda fakir kaldık gibi saçma bir algıya dönüşüyor. Elinizde kamera havalı havalı konuşsanızda en nihayetinde sizde para biriktirmek için malum Almanya ya giden gurbetçisiniz işte.. Bundan öte birşey değil haliniz.

Siz genç ve yetişkin arkadaşlarda, lütfen aklınızı başınıza toplayın ve burda ailenizle nasıl başarılı olursunuz ülkenzi tüm siyasi ve ekonomik kaoslara rağmen nasıl sonuna kadar yaşarsınız onu düşünün ve bu tür şeylere aldanıp zamanınızı başkalarının ikiyüzlü fenomen olma rollerine harcamayın...

Daha önce yayınladnığı site : niyeya.com