11 Mart 2022 Cuma

Gazetecilik "Öküzlük" Yapma Yeri Değildir!

Gazetecilerin Öküzlük Yapmaya Hakkı Yok


Ülkemizde siyaset her ortadoğu ve afrika ülkesi gibi çok sert bir iklime sahip; çünkü bu bölgeler çok fazlasıyla hala emperyal güçlerin saldırısı altında.

Bu sebeple bu bölgede siyaset daha radikal, uzlaşmaz dilleri, yöntemleri ve ideolojileri ortaya çıkarıyor.

Durum böyle olunca herkesin öfke sorunu da ortaya çıkıyor. Çünkü insanlar diğer ideolojilerden insanlara ve hatta siyasetçilere hatta ülke başkanlarına karşı eleştirilerinde ahlak ve edep sınırlarını aşabiliyorlar.

Ülkemizde de bu durum fazlasıyla var.

Olgun bir birey yani vatandaş siyasette her zaman makul ve edep sınırları içinde olmalıdır ama bunu her zaman başaramazlar ve bu kabul edilebilir bir şeydir. Çünkü sıradan insanlar kamuya mal olmuş kişiler değildirler.

Ama gazetecilerin ve aydınların eleştirilerinde özellikle gazetecilerin eleştirilerinin ahlak sınırı içinde bir üslupta olması gerekir. Çünkü eylemleri kamuyu şiddete varacak düzeyde tetikleyebilir.

Gazeteci, temelde gazetecinin de her vatandaş ve siyasetçi gibi kendi ideolojik doğruları olsa da asıl amacı kamuya dair haksızlıkları en doğru dille kamuya ifade etmeye çalışan kişidir ve bu anlamda gazetecinin kendi safına değil, tüm kamuya edepli bir üslubu olma zorunluluğu vardır.

Eğer gazeteci de bunu çok rahat aşarsa çizgi çok fazlasıyla geçilmiş ve o toplum fiziksel kavga yani iç savaş sınırına erişilmiştir demektir.

Bu yüzden muhalif veya yandaş gazetecilerin böyle bir toplumda edep sınırlarını aşarak bir tür öküzlük yapmaya(kabalaşmaya ve terbiyesizleşme) hakkı yoktur.


10 Mart 2022 Perşembe

Hekimsen Hekimliğini Bil Ekonomik İmtiyaz İsteme! Asgari Ücretli Rahat Geçinemiyorsa Sende Geçineme!




Yukardaki tweetten gördüğünüz gibi kendi alanından olan sağlıkçılara bile çöp diyebiliyorlar. Malum Türkiye'de elitizmin yani kendi beğenmişliğin ve seçkin ayrıcalıklı/imtiyazlı olma hastalığının en çok yaşandığı mesleklerden biridir doktorluk. Bir diğeri de malum subaylık idi düne kadar ve bu 10 yılda bir darbe yapacak kadar seviyeye gelmişti ülkemizde.. Bu iki meslekte nedense kendini çok özel değerli ve ayrıcalıklı sanan büyük bir kesim var.

Yıllardır, ülkemizde bir kısım doktorların ve öğretmenlerin sanki ilkokuldan üniversite sınavına girerken sonra tıp seçip okurken devlet tarafından onlara en iyi maaş şartları tahahhüt edilmişte, sonra sanki bu devlet tarafından yerine getirilmiyormuş gibi ve sanki onların da %100 'ünün çok iyi birer doktor ve öğretmenmiş gibi davranmaları ve kendilerini kutsallaştırmaları söz konusu.



Başlamaz merak etmeyin ve dolaylı olarak tehdit de etmeyin, Türkiye de özel sağlık çok güçlü ve her zaman hakkını vererek isini yapan doktorlarla gerekirse devletin daha cok hatta %100 katkı payı ile cok daha nitelikli hizmet verirler güler yüzlü doktorlarla... 



Motivasyon şahsi işler ve kişisel şeyler icindir,  para karşılığı gorevinizle bir kurumda çalışırken mecbursunuz aynı ciddiyetle ve doğru şekilde işinizi yapmaya.


Yuh be ne içiyorsunuz be, "beni devlet okutmadı ben okudum" diyen doktorlar var... Bu türde düşünen doktorlara da emanetiz. Tehlikeyi görebiliyor musunuz? "Muhalif olayım" ya da "hakkımı arayayım" derken şuurlarını bilinçlerini kaybetmiş ifadelerde bulunmakta bile beis görmüyor bazıları

Bu cümleyi duyunca şunu anlıyor olmalıyız ki, "kendileri okutmuş kendilerini" yani hepsinin babasın birer tıp fakültesi varmış o fakültede babalarının hayrına ders veren hocaları varmış öyle okutmuşlar kendilerini... Şaka gibi böyle saçmalık olabilir mi?...

Hekimsen hekimliğini bil! Ülkede maden işçisinden bir kanalizasyon temizleyenden pazarda limon satandan tuvalet işletenden de üstün bir yanın olmadığını bil çalışan olarak. Kendini vazgeçilmez sanma!

Bu tür #Doktorlar hiç bir zaman şaşırtmıyorlar. Bazıları epey paragözler ve zora gelemeyenleri hemen kaçma derdine düşüyorlar hemen ya da standardın çok üstü para. İstiyorlar ki kendi seçimleri olan 6-8 yıl okudukları ve yeri geldiğinde havasını attıkları ve meslekleri yüzünden özel ilgi gördükleri sosyal statü yanında toplumda bir de ekonomik olarak el üstünde tutulsunlar ve böylece kibirlerine kibir katılsın hiç sıkıntı çekmesinler

Yurtdışına giden #Doktorlar a "Nereye giderlerse gitsinler" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan haklıdır çünkü;

Türkiye'de doktorların özellikle gitmeyi tercih edenlerin büyük bir kısmı demokrasiye de inanmazlar; jakoben, militarist ve elitisttirler epey paragözdürler ve insan ve yaşam odaklı bir ideolojileri yoktur ve kendilerini bu anlamda toplumdan ayrı ve üstün görenleri de çoktur.


Şu halde doktorluk değil, sadece hangi meslekten olursa olsun yaşamını başka ülkede sürdürmek için ülkeden göç edip sitem edene ve laf koyana tek bir söz söylenebilir:"güle güle gidin" Giden eğer biz olsak bile böyle denmesine razı olabilmeliyiz arkamızdan. Kimseye zorla vatanseverlik ve aidiyet öğretilmez.


"Siz kibrinizi neden bırakıp CHP'de görevinizde kalmadınız" diye sormazlar mı adama? Neydi sizi finalde seçimde "adam kazandı"sözün dışında özel kılan? Ki oy da halkın bir teveccühü idi. Öyle olduğunu twitter takipçi sayınıza güvenerek parti kurmanın sonucu olarak takipçi sayınız 50'de 1'i kadar oy alarak göreceksiniz 

Yani özetle Türkiye'de özellikle iki meslekte yıllardır militarist bir düzenden dolayı doktorlar ve subaylar kendilerini toplumdan ve halktan üstün görerek büyük bir seçkincilik faşizmi içinde kendilerini yaşatmaktalar .

Olmuyor işte kibirin birazı olmaz kibir hiçbir zaman birazla yetinmez, zaten insan doğası gereği kibirlidir ve törpülenmesi gerekir. Ama meslek bazda da kibir takınırsanız bunun sonu yok ve narsisizme gider ve gitmiştir, subaylıkta da geçmişte böyleydi Türkiye'de askere giden bilir.
Önclelikle "elitizm" nedir neden kötüdür anlattım Türkiye de mesleki anlamda yeri nedir ifade ettim. İsterseniz yazmayın ben iki tweetle meramı anlatır geçerim, polemik yapmam okuyan eğer kavrayışı ve bilgisi varsa alır.

"Elitist" ile "elit" arasında fark vardır. Öncelikle bilgilenin biraz. "Elitist"in anlamı politik ifade olarak nitelikli olanı benimseyen değil "seçkincilik"tir . Seçkincilik ise faşizm içerir yani "ayrımcılık" Ayrımcılık ise kötü bir şeydir dünyanın her yerinde her konuda... 

Sevgili Tarkan özel hastaneden vip muameleden aşağısını görmediği için muhtemelen doktorluk ve kamu sağlığı başka bir şey düşünemiyor olabilirsin normaldir.

Ama, eğer baş tacı olacak bir meslek arıyorsak bu inanın doktorluk değildir, olsa olsa askerliktir ve onun yanında polisliktir; çünkü biri canımızı vatanımız ve şerefimizi diğer ise güvenliğimizi ve adaleti korur. 

Bir meslek grubuna mesleğinin karşılığında parasını vererek tapınmak ve o meslek grubuna ayrıca ekonomik sosyal statüler vermeyi istemek! Sebep?

Bu türden bir yalakalığa ısrarla hak etmedikleri halde bir meslek grubuna ayrıca sosyal ve ekonomik bir statü vermeye çalışmaya ne gerek var? 

Atatürk'ün malum sözünü de çarpıtmayın, "Beni tamamen doktorlara emanet ediniz ve doktorları baş tacı ediniz" demiyor, tercihen halkına olan güvenin ve milliliğin bir gereği olarak "Beni Türk doktorlarına emanet ediniz" diyor.

Eğer öyle değilse neden halkımızın çoğusu : "Allah doktorların eline düşürmesin" diye bir kanaate sahip?

 #HekimlerNedenEylemde

#HekimlerGitmiyorHakkınıİstiyor #HekimlerHakkınıİstiyor


2 Mart 2022 Çarşamba

Putin Neden Haksız, Neden Kaybetmeli ve Yargılanmalı?
4


Pandemiden sonra nükleer savaş tehdidi düzeyinde bir 3. dünya savaşını kimse beklemiyordu.

Ama oldu ve pandemide epey sıkılan ve muhtemelen covid yüzünden günde her gün 1000 kişi ölen Putin Rusya'sı belkide bu kötü yönetimin baskısını ortadan kaldırmak için Ukrayna'ya saldırdı. 



Putin'in öfkesi belki de, 20 yılda yarattığı otoriter yönetimle Rusya ekonominisin dünyada bir anlamı ve değeri olamamasından ve bir saygınlık itibar kazanamamasından dolayıdır. Putin Rusya'sı kapitalist rejimiyle de dünyaya ne bir marka çıkarıp ne araba üretip satabildi, ne elektronik ne de tekstil ne de başka bir şey; sadece votka, gaz ve silah sattı.

Putin'in 3 ay önceki rutin yıllık basın toplantısında aşağıdaki videodan da göreceğiniz üzre NATO ve ABD'yi çok sert bir şekilde suçlayıp "burnumuzun dibine füze yığdılar, 12'ye bölündük hala onlara yetmedi ve artık top onlarda " diye açık açık ne yapacağının sinyal vermiş.


Tabii bu saldırıyı aynen video da dediği gibi Rusya'nın güvenlik kaygıları ile gerekçelendirdi ve şu an bu harekatın Ukrayna'yı silahsızlandırmak amacıyla yapıldığını  söylüyor

Peki Putin neden haksız bu konuda ve bu açtığı savaşta dünyanın selameti için neden Putin kaybedip Rusya'da devrilmeli ve neden hatta dünyayı nükleer savaşla tehdit ettiği için yargılanmalıdır?

Bunu ifade ederken elbette NATO ve ABD'yi savunmuyoruz ve NATO ve ABD'nin de malum defteri malum kabarık bu ayrı bir konu  ve zaten Suriye'de Rusya ile ABD zaten görünmez üstü kapalı bir savaş yapıyordu ve Rusya Suriye'ye hamilik yaparak önemli bir güç elde etti ve gerilim en zirvedeydi bu anlamda.

Ukrayna özelinden bakınca, aslında Putin'in mevcut argümanlarının da aynı Bush'un ki gibi birer paranoya ve saçmalık olduğu ve Putin'in giderek yaşlandığı ve ölmeden önceki şu dönemde Rusya'nın mevcut gücünden ve dünyadaki konumundan memnun olmadığı ve bunu değiştirmek istediği çok açık.

Video'dan gördüğümüz üzere "Biz Meksika sınırına veya Kanada'ya füze yığsak ABD ne yapardı bunu istemek çok mu?" diyecek kadar Rusya'yı ABD klasmanında bir ekonomik ve siyasi güç olarak gördüğünü ve ülkesini buradan hareketle Rusya'nın güvenliğini NATO tehdit ediyor diyerek girişeceği bu savaşta Rusya'yı haklı çıkarmaya çalışıyor.



Bu Rusya'nın içine düştüğü çok saçma ve ezik bir durum bir yandan çünkü dış politika olarak son derece sert ve güçlü bir dış politikası ve askeri gücü olan bir devlet için ve ülkesini koruma adına Ukrayna'ya yaptığı bu saldırıda sunduğu bu gerekçeler epey çocukça ve çok yanlış.. 

Rusya'nın Güvenliğini Koruma Yalanı ve Paranoyası!

Büyük bir nükleer güç olan, soğuk savaşın 2 ülkesinden biri olan Rusya neyden endişeli  olabilir ki güvenliği hakkında bu dünyada? Asıl kaygılanması gereken elbette Rusya'ya sınır olan ülkeler ve bunların kendilerine müttefik araması kadar doğal ne olabilir?

Eğer tamamen Putin'in kaygıları açısından bakarsak, o zaman güçlü bir ülke kendinden zayıf komşusu olan bir ülkeye, sırf bu zayıf komşu ülkenin güçlü müttefikleri var diye ona ordu sahibi olma hakkı bile tanımamalı. Böyle bir saçmalık olabilir mi?


Kardeşini kazanamayan ona savaş açar kardeşini kıskanan ona savaş açar.

Ayrıca Rusya ile Ukrayna kardeş bir millet ve Putin eğer kendisi bu kardeş sayılacak ve içinde milyonlarca Rus'un yaşadığı bu ülkeyi ikna edip kendi yanında tutamamışsa ve bu ülke AB ve ABD ile müttefik olup kendisini Putin diktasında yönetilen Rusya'dan koruma korkusu ve gereği duyuyorsa, o zaman Putin bu şekilde sızlanmamalıdır. 

Çünkü doğal olarak yarı dikta ile yönetilen bir Rusya'ya komşu olan Ukrayna'ya yığılan füzeler ABD Rusya'ya saldırsın diye değil Ukrayna'nın kendisini Rusya'dan koruma amaçlı olacaktır. Bunu bu durumda olan her ülke yapacaktır.

Ve evet, ABD çıkıp: "Beni burnunun dibine füze yığmakla suçluyorsun, o zaman yapabiliyorsan Meksika'ya neden ikna edip sende oraya füze yığmayı denemiyorsun"da diyebilir.

ABD'nin bu suçlamalar da kendini aklayacağı o kadar açık ki...

"Ben dünyanın her bölgesinden müttefikler edinip onlarla işbirliği yaparım eğer sen bu ülkelerden birine komşu isen ve bu ülke senden korktuğu için benle askeri müttefiklik yapıyorsa bu senin sorunundur " da diyebilir ABD haklı olarak ve bunda uluslararası hukuk aykırı hiçbir şey yok.

Sonuç olarak, Putin'in ortadoğuda Kuveyti işgal eden Irak diktatörü Saddam'dan uluslararası hukuk açısından hiçbir farkı yoktur ve Rusya'nın büyük bir imparatorluk geçmişinden gelmesi sahte bir demokrasiye sahip olması bu gerçeği değiştirmez.

Kaldı ki, ABD ve NATO hiçbir şey yapmasa bile, kendi ülkesi Rusya'yı dikta ile yöneten; ülkesinin demokrasi ve muhalefetini 20 yıldır yok ederek hatta ana muhalefet liderini zehirleyen Putin'in dünya barışı için çalışacağını düşünmek aptalca bir romantizm ve hümanizm olurdu..

Sorun, temelde Rusya'da demokrasinin olmayışı ve bu demokrasinin olmaması sonucunda otoriter/yarı diktatör Putin'in dünya üzerinde büyük günahları olan ve amacı için yapmayacağı şey olmayan NATO ile Rusya'yı yenileceği bir yarışa sokmasıdır.

Eğer Rusya demokrasi ile yönetilseydi Putin olmazdı ve NATO'nun egemen olduğu bu coğrafya da Rusya kendisini NATO ile kavgaya sokmak yerine kendisini daha çok dünyaya entegre etme ve halkına daha çok refah sunma yarışı içinde olacaktı.


Süreç en nihayetinde 5 yılda sürse savaş buraya gidecek ve Putin diktasi Rusya'da yıkılarak Rusya dünyaya yeniden demokratik bir ülke olarak entegre olacaktır veya çok uzun süre Kuzey Kore gibi bir ülke olarak kalacaktır..

Ama sorun şu ki, bunun daha erken olması için Biden ve AB liderleri büyük bir hata yapıyorlar; eğer olayı Putin'in Rusya'da demokrasiyi yok ettiği ve saldırganlığının da bu otoriter yönetim biçiminin sonucu olduğu üzerine kurarlarsa, kısa sürede Rus halkını bu yaptırımlar içinde kazanıp daha hızlı şekilde Putin'in devrilmesini sağlayabilirler!

Şu halde olayı Putin de değil, "Rusya 3. dünya savaşına sebep oluyor bu iş nükleer savaş gider ve Rusya bunun bedeli öder" şeklinde anlatmaları, zaten yaptırımlara epey kızan Rus halkını daha da kışkırtıp Putin'i ölümüne desteklemeye sevk edecektir.

Bu yüzden Putin' muhalefet işi bunak Biden'a bırakılmamalı ve Almanya ve Fransa kontrolü ele almalıdır.

Özetle, Putin kaybetmeli ve dünyayı nükleer savaşla tehdit ettiği için yargılanmalıdır. Çünkü bu böyle giderse Rusya asla durmayacak ve ABD'nin ve NATO'nun işlediği suçlardan daha büyük bir sonuca doğru gidecek gözüküyor. Aşağıdaki videoda göreceğiniz üzere Putin'in nasıl bir paranoya ile kendini dünya gerçeklerinden ve insani duygulardan koparttığı çok net.


Diğer bir açıdan bakarsak, 30 yıllık süreçte Ruslar kapitalizmi de beceremediği ortaya çıkıyor tıpkı sosyalizm gibi.  Bir anlamda 30 yıllık dünyaya entegre yönetimlerini de yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları ve gerçek anlamda dünyaya entegre olamadıkları ve Rus'ların NATO dan bağımsız olarak bile bir uyum sorunu ve aşşağılık kompleksi içinde oldukları ortaya çıkıyor.

Bu gidişle olmayı hak ettikleri tek seçenek ve yer kaldı o da Kuzey Kore'nin yanı, yani komünizm... 

Ve dünyanın Putin'i aynı kafadan olan halkına demokrasiyi çok gören Kim Jong'un yanına göndermesi gerekecek.



23 Eylül 2021 Perşembe

Türkiye'de Enflasyonun Yarısı Keyfi Zamlardır.

Türkiye 70-80'lerden bu yana ağırlıkla siyaset terminolojisinde "merkez sağ"denen ama ideolojik olarak liberal - muhafazakar -milliyetçi olan "sağ" da gözüken tek başına iktidar ve koalisyonlar ile yönetiliyor ve yüksek vergi de yüksek enflasyon da bu iktidarların kendilerinin yarattıkları ve çözemedikleri, sonuçta çözmedikleri için kendi kendilerini de iktidarlarından eden temel iki ekonomik sorun olarak çıkıyor karşımızda hep.

Yüksek vergi elbette vergininin tabana yayılmamasının bir sonunucu olarak çıkıyor karşımıza, yani devlet herkesten adil ve düşük vergi alacak düzeni oluşturup denetleme yapamadığı için, bir seferde bazı kalemlerden fahiş vergiler alarak işin kolayına kaçıyor. Araba ÖTV'sinde olduğu gibi... Bu ayrı bir yazının konusu.

Yüksek enflasyon ise, bu düzensiz ve ilkesiz adil olmayan ekonomik düzenin, daha doğrusu düzgün yönetilmeyen bir ekonomi yönetiminin sonucu aslında.

Ülkemiz son 5 yıldır tekrar yüksek enflasyon sarmalına girdi ve iktidar çözmediği ve köklü çözümlerde üretmeyip inkar etme yöntemini seçtiği için işler daha kötüye gidiyor.

3 yıl önce 50 tl ye yapılan market alışverişi şimdi 130-140 liraya yapılıyor.

Perakendecilere ve üreticilere sorulduğunda ise genelde maliyetlerden basediliyor. Bu elbette önemli bir etken ama aynı zamanda bu birer fahiş ekstra zam bahanesi olarkatan kullanılıyor.

Yani "battı balık yan gider" hesabı eğer maliyette bir artış varsa bile bunu perakendeci ve üretici ölçülü olarak yanstımıyor fiyatlara ve bunu bir fırsatçılık olarak kullanıyor ve fahiş keyfi zam yapıyor.

Bunun en bariz örneğini yumurta fiyatlarında görüyoruz. Aşağıdaki haberde izlediğiniz de göreceğiniz gibi enflasyon %50 den fazla keyfi olarak üreticiler ve perakandeciler tarafından yapılıyor maliyetten bağımsız olarak.


Röpotajı izlediğinizde göreceğiniz üzere üretici zam için somut bir gerekçe asla söylemiyor, bir borsacı ve demir çelik üreticisi gibi konuşuyor ve asla yem bu kadar arttı ve bunun sonucunda bu oldu demiyor.

Tüm ifadelerine bakarsanız, tamamen üretici olarak kendilerini bu haksız kazanç düzeninde konumlandırmak ve "biz de çok kazanalım diğer sektörler gibi bizim başımız kel mi?" minvalinde anlatıyor...

Yok efendim global ürünmüş hammaddeymiş ambalaj fiyatı artmışta.. 

Neyin hammaddesinden bahsediyorsunuz; hammadde gıda dışı kompleks sanayi üretiminin bir terimidir ve teknik ve teknolojik bir terimdir. 

Yumurta üretimi ne zamandan beri petrol veya metal hammaddesi veya elektronik ürün gibi anlatılır oldu. Çiftçi evinin bahseçsinde kümestede üretiyor yumurtayı.. Neyin havası bu? Yumurta bu yumurta, hani tavuğun götünden çıkan dünyanın en ucuz ve bol gıdası. Bunu altın madeni gibi anlatmanın alemi ne? Kimi kandırıyorsunuz...

Tavukları mısırla mı besliyorsunuz arpa ile mi neyle?. Mısır pazarda 10 tanesi 10 lira hala geçen senede aynıydı.

Neyin hammaddesi bu? Bilmediğimiz...

Ayrıca üretici yumurtayı kırmızı etle kıyaslıyor, 1 yaşına bile glemeyen tavuğa yem verip her gün yumurtlatmayla 1 sığırı yıllarca besleyip 100 kilo gram et alabilme ile nasıl kıyaslıyorsunuz. Şaka gibi.. Yok protein değeriymiş etle eşitmiş falan.

Neyin aşşağılık kompleksi bu. Yumurtanın tekinin 1 birim fiyat olması gerektiğine nasıl ikan etmişse artık kendiniz. Açık açık 'yıllarca size sözde yumurtayı ucuz yedirdik, yok artık öyle yağma' demeye  getiriyor.

Ayrıca yumurta global ürün ise, pandemide ABD'de neden artmıyor? Buyurun aşağıda ABD de ve Türkiye'de yaşan Okan Serbest tarafında çekilden bir video ABD'de 15 yumurta 3-4 birim fiyata satılıyormuş.


Buyurun buna ek olarak perakendecilerin yaptıkları ile gerçekleri anlatan bir video


 

Sonuç olarak, Türkiye'de enflasyonun yarısından fazlası kriz fırsatçılığından dolayıdır ve bu anlamda evet iktidardan daha fazla yanlışı olan tüccarar ve üreticilerdir.

Bunu kabul etmemiz ve ona göre davranmamız gerekiyor.

Eğer yumurta üreticisi kriz fırsatçılığı yapıyorsa yumurta tüketimimiz yarıdan fazla azaltmalıyız.

Böyle sektörü tüketiciler olarak bizler yönetebiliriz fırsatçılar değil.

13 Eylül 2021 Pazartesi

3 Eylül 2021 Cuma

Instagram Olmasa Dünya Nasıl Olurdu?


Hiç instagramın dünyaya katkılarını düşündünüz mü?

Evet, instagram kullandıkları halde bir çok sosyal medya ve internet kullanıcısı için bir gereksizlik abidesi veya insanı insanlıktan çıkaran bir tanıma sahip.

Bunda en büyük sebep, insanların artık aslında tamamen Instagram'da paylaşmak için evde özenerek o şekilde yemek yaptıklarını veya dışarda yemek yediklerini veya instagramda paylaşşmak için tatile gittikleri veya sırf instagramda paylaşmak için spor yaptıklarını veya elbise veya eşya aldıklarını düşünmemizi sağlayan izlenimlerimiz.

Belkide bilinmeyen bir dönüşüm olarak bu çoğunlukla doğru

Peki bu böyle olmasa ne olurdu veya böyle olmasının bize faydası ne?

Bunun tek temel bir açıklaması var. Evet, Instagram sadece insanların rekabet içind ehavalı görünme ihtiyaçlarına karşılık gelen bir video ve fotoğraf paylaşım alanı değil, aslında modern dünya ekonomisinin motoru.

Evet, dünya küreselleşirken son 20 yılda aynı zamanda global ve lokal ekonomik krizleri de yaşıyor ve ekonomiler giderek sınıfsallaşıyor ve zengin fakir ayrımı giderek büyüyor ve büyüyen ülke nüfuslarının iş ihtiyacı ve onların artan tüketimleri standart bir değerde karşılanmakta zorlanılıyor.

Dünya aynı zamanda insanların psikolojileri ile var olan insanlığın ortak yaşam alanı.

10 milyara yakın insan yaşıyor dünyada ve bu insanlar zenginler dışında kalanlar olarak birer robot değiller ve azınlık ünlü ve zengin kesimin dışıdna kalan nerdeyse %80-90'lık yoksul ve orta sınıf insanlar hayatlarını genel olarak zenginlerden farklı olarak sadece 1 evde 4 duvar beton ve iş dışında son derece sınırlı bir alan ve zamanda geçiriyorlar..

Bu insanların da bu sınırlı imkanlar içinde bile bir hollwood yıldızı gibi yaşadıklarını hissetmelerini ve kendilerine kanıtlamaya sağlayan en önemli platform Instagram. Çünkü Instagram çıktığından beri diğer sosyal ağlardan farklı olarak, insanın kendisiyle ilgilendiğini göstermesini sağlayan bir formatta işliyor ve link paylaşılamıyor yorumlar çok silik ve dha açok içerik vidoe ve resim öne çıkarlıyor...

Bu halde Instagram muhtemelen giderek milenyumun teknolojik kaosu ve depresyonu içine hızla sürüklenen insanlığa havalı bir şekilde hayata tutunma ve sosyalleşme imkanı sağladı.

Bu anlamda yeniden kendisiyle ilgilen insanlar kendilerine bakma ihtiyacı duyarak satın almaya yani harcamaya ve harcamak içinde daha çok kazanmaya yani rekabete ve harcarkende başta yiyecek, giyim ve bakım olmak üzere 100 lerce sektörü harekete geçirdi.

Bu belkide 2010'lardan sonra global krize girecek dünya ekonomisini hem global hemde yerel ölçekte durağanlığa girmekten kurtardı. 

Ve belkide Instagram olmasa Instagramı bu denli havalı şekilde kullanan büyük bir kitlenin depresyon ve intihar eşiğinde yaşadığını görecektik.

Instragm olmasa dinamik modern bir insanlık olmazdı ve ekonomiler daha vasat ve ticaret daha kısıtlı olurdu.


1 Eylül 2021 Çarşamba

 Sokak Hayvanı/Sokak Köpeği Neden Olmaz! İşte Sebepleri! Yasaklı Cinslere Hayır!


ÇÖZÜM : Köpekler 5199 nolu sokak hayvanı yasası değiştirilerek dışarıda yaşatılmamalı ve her ilçede hayvanseverlerin gönüllü çalıştığı belediyelerin arsa tahsisi ve devlet finansmanı ile barınaklar kurularak oraya alınmalı ve besleme finansmanı o gönüllülerin kuracakları demokratik ve şeffaf olarak yönetilen özel yasalı hayvansever dernekleri üzerinden yapılmalı ve yine belediye finansmanı ile bakım ve kısırlaştırılarak köpekler oralarda ölene kadar yaşatılmalı!



DİKKAT BU ŞARLATAN SİZİ YANILTIYOR!

İlk bakışta söyledikleri ne kadar güzel ve merhametli doğru gibi geliyor değil mi?

Peki biraz üstüne dikkatli düşünelim gerçekten öyle mi?

Bu; öfkeli delirmiş hain meczup fetö lideri taklidi yapar gibi gözüken insan, elini kolunu sallayarak, bağırarak suçlayarak ne diyor biliyor musunuz? Bu insan ekrandan bu şekilde insanlara saldırarak neyi kabul etmelerini istiyor..
Kısaca, "her gün sapıklar caniler tarafından öldürülüyorsunuz, tecavüz ediliyorsanız bir de köpekler tarafından öldürülseniz ne olur sanki, çocuklarınız köpek saldırı sonucu aynaya bakamayacak hale gelse, sokak köpeğinden kaçarken kamyon altında kalsa bacağı kopsa ne olur" yani diyor?

Bu mantık ayrıca internette tüm hayvansever gruplarında bir yanlış argüman olarak kullanılıyor ve Emin ÇAPA bunu ekranlara taşımış

Son derece vahşi şeyler üzerinden, toplumda olmaması gereken ve olması engellenmesi gereken şeyler(cinayet ve tecavüz) üzerinden köpek saldırısı ile ölmeyi kıyaslarak bu durumu normalleştiryor. "Ne var yani bunda olur öyle abartmayın, o kadar cani ve sapık dünyada insanlara her şeyi yapıyor birde köpekler yapsın?" diyor. "Bunun olması da tıpkı o diğer o kötü şeyler normal" diyor. Sokak hayvanlarını potansiyel olarak canilerle ve sapıklarla bir görüyor. O zaman neden sokaklarda köpekler başıboş gezsinler?

Sokak hayvanlarını potansiyel olarak katillerle ve sapıklarla aynı tehlike de görüyor.

Bundan başka bir izahı var mı bu şekilde ekranlarda bağırmasının? Kıyas yaptığı şeylere bakar mısınız? Ayrıca bizim canileri tecavüzcüleri bu hayatta dünyaya sığdırdığımızı ve onların yaşamasını istediğimizi kim söyledi? Tecavüzcülerin ve katillerin ölümle cezalandırılmasını idam edilmesini istemediğimizi kim söyledi? Bu üslupla aynı zaman "halkı kin ve nefrete sevketme suçu" da işliyor hedef gösteriyor hayvan severlere "sokak köpeği olmamalı" diğer insanları diyenleri ve adeta beden dili ile saldırmaya teşvik ediyor. Çünkü bu tür insanları önder edinen hayvanseverler dışarı çıkıp en küçük çözüm önerisi yapan diğer insanlara saldırıyorlar.

Dikkat edin, ne kadar plazalarda çalışan, güzel elit semtlerde yaşayan, varoş bilmeyen, küçük çocuğu olmayan veya olup da asla kaldırımlarda km'lerce okula yürümek zorunda olmayan kısaca çocuğunu kendini arabadan indirmeyen ne kadar tuzukuru varsa hepsi saldırgan birer #sokakköpeği savuncusu!


Güncelleme : Nihayet olması gereken kararlardan biri çıktı !

Sahipli hayvanlar ağızlık ve tasma takacak çocuk oyun alanlarına ve parklara alınmayacak. Belediyeler 7/24 esasıyla denetim yapacak yasaklı cins sahipsiz hayvanlar bakım evlerine götürülecek. - Çevre Şehircilik Bakanlığı

Bu eksik bir karar zira sadece yasaklı ırkların toplatılmasını öngörüyor. Diğer ırk köpeklerin toplanmasına izin vermeyen 5199 yasanın degişmesi için bir çalışma yapılması gerekiyor.

Uzun bir yazı ama aydınlatıcı olacak sizin için. Lütfen sonuna kadar okuyun ve paylaşınız



Malum sokak hayvanlarını ve onların dramlarını tv'de haberlerde ve internette sürekli görüyoruz. Onları acımasızca katleden veya çoğaltıp satan insanlar ve bu konuda yasal düzenlemelerle ilgili hayvanseverlerin haklı talepleri vesaire bir çok şey var..  

Bu ülkemizde son dönemde giderek artan bir tartışma ama bir çok gelişmiş ülkelerde çözülmüş bu sorun bizde hala çok taze...

İşin diğer kötü yanı artık bu konu sadece hayvanlarla ilgili değil, insanlarla ilgili bir trajedi haline gelmeye başladı ve en son pitbull saldırıları ile yaralananlar veya Adana'da onlarca sokak köpeğinden bisikleti ile kaçan bir çocuk otoyola çıkıp araba altında kalarak öldü. 

Haberde bölgede yapılan bir röportajda, bir kişi bu sürü halindeki başıboş sürü olarak yaşayan köpeklerle ilgili dilekçe verdiklerini ama belediyenin bir şey yapmadığını ve bu tür bir trajediye bilerek yol açtıklarını söyledi.

Bu gerçekten çok acı ve aynı zamanda acil olarak sorgulanması ve yasal kurumlarca soruşturulması gereken bir durum. 

Bütün bunları hem hayvanlar hemde insanlar açısından derinlemesine düşünmeye başladığımızda bazı temel noktalar dikkatimize takılıyor. Bunları gelin beraber anlatalım.

Sokak Hayvanı/Sokak Köpeği Neden Olmaz! İşte Sebepleri! 

Öncelikle aklımıza gelen temel sorular var. Bunlardan ilki sokak ve hayvan kavramları yani "Sokak hayvanı" veya "sokak köpeği" diye bir tanımlamanın doğru bir niteleme olup olmadığı ve sokakta yaşayan hayvanların doğası ve sosyal durumları açısından bu tür bir durumun hem insanlar hemde o hayvanlar için sağlıklı olup olmadığı hakkında. Bu yüzden ilk önce bu kavramları açıklığa kavuşturmalıyız.


 Video da bir grup sokak köpeği bir köpeği parçalıyor. İstanbul, 2021 Kasım

Burada çıkış noktamız, "sokaklar" olmalı önce ve sokak denen mekanların ne aamçala var olduğunu netleştirmeliyiz. 

Sokakların hayvanlar için doğal bir yaşam alan olmadığı gerçeğini anlamalı ve sokakların amacının, insanların yardımcı yaşam alanı olan yerler olduğunu görmeli, binaların dışında kalan tüm yerlerin evcilleştirilmiş ve kedi ev köpek gibi belli boyutları olan ve insan sağlığı ve güvenliği için riskleri olan hayvanların gerçekten yaşam alanı olup olamayacağı sorusunu kendimize dürüstçe sormalıyız.

Basitçe mantık yürütürsek, bu anlamda sokakların insan eliyle evcilleştirilmiş hayvanların evi yani yaşam alanı olamayacağı sonucu çıkar. Çünkü bu alanlar; sokaklar, yollar, parklar, arsalar, apartman bahçeleri hepsi insanların ulaşım veya yan/yardımcı yaşam alanıdır. Nasıl ki "sokak insanı" olan "evsizler"in var olması normal değilse "sokak hayvanı" da olmamalı.


Buyurun son örnek işte! Videolar da bu aralar İstanbul'da pek güzel diye yere göğe sığdırılamayan ve toplu ulaşımı da kullanan Boji adlı sokak köpeği metroda insanlarla oyun onar gibi onların kollarını ağzına alıyor vesaire. Şimdi burda şunu düşünelim ya kalp hastalığı veya başka hastalığı olan birine bunları yapsa ve o kişi kriz geçirse ölse kişi  metro da suç kimde olacak kalp hastası olan da mı? Ya da birisinin çantasını telefonunu parasını yırtsa... 

Çoğu takıntılı hayvan sever buna da "olur öyle şeyler" diye bakacak ve özellikle azılı hayvanseverler bunda hiç bir beis görmeyecekler. Çünkü onların öncelik sıralamasında hayvan hayatı daha öncelikli diğer insanlara göre.

Konumuza geri dönersek, kedileri insan yerleşim alanındaki farelerle mücadele açısından ve insanlara karşı  büyük bir tehlike arz etmeyeceği yüzünden ayrı yere koyarsak geriye evcik olan köpekler veya yabani büyük kediler olan vaşak, kaplan, jaguar veya timsah vb sürüngenler yılanlar vb canlılar kalıyor. 

Bunların şehir gibi toplu yerleşim alanlarında bulunması, insanlarla aynı yerleşimde yerlerinde kamusal alanlarda başıboş olarak yaşaması hem insanlar hemde bu hayvanlar için normal değildir.

Köpekler,evcilleşmeleri sonucu büyük bir evrim geçirdikleri için, sokak yerine insanlarla beraber bir evin bireyi olarak evde, bahçede ya da çoban yanında veya polislerin veya güvenliklerin bir yardımcısı olarak var olarak ancak gözetim altında zararsız olarak yaşayabilirler. Bu süreçte beslenme, barınma dışında; duygusal ilgi  ihtiyaçlarının da karşılandığını düşünürsek, insan müdahelesi ile evrim geçirerek evcilleşen köpek türlerinin artık şehirlerde veya kırsalda başı boş yaşamasının normal olmadığı yani "sokak hayvanı" diye bir durumun olmaması gerektiği sonucu ortaya çıkar.


 

Çünkü evcilleşmiş bu hayvanlar tek tek yeterince sevgi ve ilgi ve besin görmediği zaman insanlara karşı birleşerek sürüleşerek, yani çeteleşerek kendilerinden ilgi görmedikleri ve zarar görebileceklerini düşündüklerini insanlara karşı saldırganlaşırlar.

Bu anlamda, evcilleştirilmiş köpeklerin de biz  insanlar gibi duygularının olduğunu ve toplum içinde yaşıyorlarsa yeterince ilgi ve sevgi gerektiğini düşünürsek, onların sokaklara terk edilmesi, yazın sıcağında betonlarda kışın soğuğunda gene betonlarda kaldırımlarda yaşamaları denen sokak hayvanı savunucu hayvan severilerin de savunduğu şeyin son derece yanlış bir şey olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bu yüzden sokak köpeklerinin hayvan severlerin "barınaklar ölüm yuvası, köpekler sokaklarda yaşamalı" fikri bu tür insan kayıplarının olduğunu düşünürsek mantıklı değildir ve bu tür insan kayıplarını yaşamamak adına şartlar kötü olsa da köpeklerin barınaklarla alınması kısırlaştırılması ve sahiplendirilmesi ve burada hayvan severler tarafından sevilmesi ilgilenilmesi en doğru çözüm.

Aksi takdirde Adana'daki bu olayda da görüldüğü üzere köpekler sokaklarla yeterince yemek, ilgi ve sevgi göremeyecekleri ve bunun garantisi olmadığı için kendi aralarında sürüleşerek ve çeteleşerek kendilerine insanların yaşam alanı içinde yollarda, boş arsalarda, parklarda bir yaşam alanı ve bir ekosistem yaratmaya çalışacak ve buradan geçen zayıf durumda gördükleri insanların hayatlarını bu şekilde tehlikeye atacak, saldıracak ve ölmemize sebep olacaklardır.

Bu anlamda "sokak hayvanı" diye evcilleştirilmiş bir canlı olamaz ve olmamalıdır.

Eğer bunun olmasını savunuyorsak, o zaman kenar mahalleler dahil her yerde bu köpeklerle sadece besleme değil, sevgi şefkat olarak da yeterince ilgilenilmeli onların sürüleşmesine ve saldırmalarına engel olup tek tek yaşamalarını sağlayıp  insanlara bağımlı hale getirmeliyiz.

Bu mümkün değildir. 

Maalesef bunu hayvan severlerin de garanti edemeyeceğine göre, kendisini hayvan sever olarak tanımlayan insanların yaşadıkları bölgedeki köpekleri yaz kış sürekli sevip korumayı garanti etmeyeceğine göre o zaman bu hayvanların evlerinin sokak olduğunu olduğunu savunamayız.

Bu anlamda nasıl ki, "sokak atı" yoksa veya "sokak eşşeği" yoksa "sokak köpeği" ve "sokak kedisi"nin de olamayacağıdır.

Bu gerçek ışığında sokaklarda köpek ve kedilerin yaşamaması gerekir. Evinde ve bahçesinde köpek bulunduranların da olası bu sevgi ilgiyi göstermeyeceği riskine karşı, insanlara zarar vermeyecek şekilde, periyodik olarak olarak belediyelerce kontrol edilmelerini kanunlarla sağlamak gerekir. 

 


Yasaklı Cinselere Hayır!

Hele yasak cins köpeklerinde bu anlamda varlığı tam anlamıyla cinayete teşebbüstür. Maalesef ülkemizde son 10 yılda yasaların uygulanmasını ciddiye almayan bir çok insan yasaklı cins sahipleniyor hatta üretip ticaretini yapıyorlar.


Her ne kadar "sahibi kötü ise onlar tehlikeli oluyorlar diğer köpeklerden farkları yok" dense de insanların hayatları birilerin, hayvan sahiplerinin psikolojilerine bırakılamaz. Bir insanın belinde çakı taşıması ile satır taşıması arasında fark vardır. Birisiyle yaralarsınız diğeri sadece bir darbe(pitbull) ile bir insanı kolayca öldürebilir ya da sakat bırakabilirsiniz.



Bu yüzden yasaklı cinselerin tamamen barınaklara toplatılması ve bu konuda kanunlara uymayanlara kamu davası açılarak para ve hapis cezası verilmesi gerekir.



Ayrıca yasaklı olmayan cinsleri besleyen insanların sahiplendikleri köpekler üzerinde de tam kontrol sahibi olmaları sağlanmalı ve dışarıya çıkarmaları konusunda yeni yönetmelikler konmalı ve tasma ile çıkarma konusunda da köpeğin yasal sahibi ve koruyucu kimse onlara birer belge çıkarılmalı ve köpeği sadece bu kimlik sahibi olanlar dışarı çıkartabilmeli ve köpeğin sadece tasma ile değil ayrıca sahibine belinden bir kemerle bağlanması gerekir.

Yani köpeği kamusal alanlarda dolaştırırken ağızlık koruyucu veya sahip kişi beline tasmayı da bağlayacağı bir tasma kemeri takmalıdır

Böylece kişinin istediği zaman veya kazara bırakabileceği eline güvenilmemesi ve köpeğin başkasına saldırmaya çalışması durumunda sahibini sürüklemek zorunda kalacağı bir emniyet kemeri kuralının konması gerekir.


 

Çünkü; biz şunu biliyoruz ki, her ne kadar insanlar gene havyan sevgisi olarak, daha güçlü büyük köpeklerde beslese de bir çok insan bu tür yasaklı cins olmayan köpekleri bir güç gösterisi olarak sosyal hayatta tıpkı yüksek motor güçlü araba ve hızlı motorlar gibi bir sosyal statü amacıyla da yanlarında dolaştırıyor ve besliyorlar

Bu anlamda köpek sahiplerinden belediyelerin köpek besleme vergisi de alması gerekir.

Eğer bir insan apartman veya bahçesinde veya kamusal alanlarda çocuk veya yetişkin tüm insanlar için tehlikeli olabilecek bir hayvan besliyorsa, bunun bedelini de o yaşadığı insanlara belediyeye vergi vererek ödemelidir.

Evet, şimdi neden Avrupa'da sokak kedisi ve köpeğinin olmadığını anlamışsınızdır umarız. Çünkü onlar konuya bizdeki aptalca topyekün karşıtlık ve sahiplenme ile değil, bu açılardan bakmışlar ve hem hayvanları hemde insanları koruyacak ve birbirlerine zarar verme riski doğurduğu düşünerek sokakta köpek kedi olmayacak bir çözümü bulmuşlar.