1 Eylül 2021 Çarşamba

Sokak Hayvanı ve Sokak Köpeği Olmaz! İşte Sebepleri


Sokak hayvanları ve onların dramlarını malum tv'de haberlerde ve internette sürekli görüyoruz. Onları acımasızca katleden insanlar ve bu konuda yasal düzenlemelerle ilgili hayvanceverlerin haklı talepleri... Son dönemde giderek artan bir tartışma var dünyanın gelişmiş ülkelerinde çözülmüş bu sorun bizde çok taze.

En son artık sokak hayvanları ile bu dram bir insanla ilgili bir trajedi haline gelmeye başladı ve Adana'da onlarca sokak köpeğinden bisikleti ile kaçan bir çocuk otoyola çıkıp araba altında kalarak öldü.

Bu gerçekten çok acı ve aynı zamanda acil sorgulanması ve yasal kurumlarca soruşturulması gereken bir durum. Haberde bölgede yapılan bir röportajda, bir kişi bu sürü halindeki başıboş sürü olarak yaşayan köpeklerle ilgili dilekçe verdiklerini ama belediyenin bir şey yapmadığını ve bu tür bir trajediye bilerek yol açtıklarını söyledi.

Bunun üzerine olayı birde insan yönünden düşünmeye başladığımızda bazı temel noktalar dikkatimize takılıyor.

Öncelikle aklımız gelen temel sorular, "Sokak hayvanı" veya "sokak köpeği" diye bir şeyin doğru bir niteleme olup olmadığı ve sokakta yaşayan hayvanların doğası ve sosyal durumu açısından sağlıklı olup olmadığı hakkında olmalı.

Burda çıkış noktamız, "sokaklar" olmalı önce ve sokak denen mekanların hayvanlar için doğal bir yaşam alan olmadığı ve sokakların amacının yani insanın yardımcı yaşam alanı olan yerlerdeki binaların dışında kalan yerlerin evcilleştirilmiş ve belli boyutları olan hayvanların için yaşam alanı olup olamayacağı sorusu.

Basitçe mantık yürütürsek, bu anlamda sokakların insan eliyle evcilleştirilmiş hayvanların evi yani yaşam alanı olamayacağı sonucu çıkar. Çünkü bu alanlar sokaklar, yollar, parklar insanların ulaşım ve yan/yardımcı yaşam alanıdır.

Kedileri insan yerleşim alanındaki farelerle mücadele açısından ve insanara karşı  büyük bir tehlike arzetmeyeceği yüzünden ayrı yere koyarsak geriye köpekler, atlar, koyun, inek, yabani büyük kediler olan vaşak vb sürüngenler yılanlar vb canlılar kalıyor. Bunların şehir gibi toplu yerleşim alanlarında bulunması insanlarla aynı yerleşimde yerlerinde kamusal alanlarda başıbol olarak yaşaması hem insanlar hemde bu hayvanlar için normal değildir.

Köpeklerin evcilleşmeleri sonucu bu anlamda evrim geçirdikleri ve sahibi olan insanla bir evin bireyi olarak evde ya da çoban yanında otlaklarda ya da müstakil bir evin bahçesinde veya polis veya güvenliklerin bir yardımcısı olarak varolarak, duygu ve ilgi ihtiyaçlarının da varlığını düşünürsek, şehirlerde veya kırsalda başıboş sokak köpeği diye bir durumun olmaması gerektiği sonucu ortaya çıkar.

Çünkü evcilleşmiş bu hayvanlar tek tek yeterince sevgi ve ilgi ve besin görmediği zaman insanlara karşı birleşerek kendilerini tekrar yabanileştirir ve saldırganlaşırlar.

Bu anlamda evcilleştirilmiş köpeklerinde duygularının olduğunu ilgi ve sevgi gerektiğini düşünürsek, onların sokaklara terkedilmesi, yazın sıcağında betonlarda kışın soğuğunda gene betonlarda kaldırımlarda yaşaması uyumaları sokak hayvanı savunucu hayvanseverilerinde savunduğu son derece yanlış bir şey olduğu için bu hal normal bir durum değildir.

Bu yüzden sokak köpeklerinin hayvanseverlerin "barınaklar ölüm yuvası, köpeker sokaklarda yaşamalı" fikri bu tür insan kayıplarının olduğunu düşünürsek mantıklı değildir ve bu tür insan kayıplarını yaşamamak adına şartlar kötü olsa da köpeklerin barınaklarla alınması kısırlaştırılması ve sahiplendirilmesi ve burda hayvanseverler tarafından sevilmesi ilgilenilmesi en doğru çözüm.

Aksi takdirde Adana'daki bu olayda da görüldüğü üzere köpekler sokaklarla yeterince yemek, ilgi ve sevgi göremeyecekleri ve bunun garantisi olmadığı için kendi aralarında sürüleşerek ve çeteleşerek kendilerine insanların yaşam alanı içinde yollarda, boş arsalarda, parklarda bir yaşam alanı ve bir ekosistem yaratmaya çalışacak ve buradan geçen zayıf durumda gördükleri insanların hayatlarını bu şekilde tehlikeye atacak, saldıracak ve ölmemize sebep olacaklardır.

Bu anlamda "sokak hayvanı" diye evcilleştirilmiş bir canlı olamaz ve olmamalıdır.

Eğer bunun olmasını savunuyorsak, o zaman Adana'nın kenar mahalleleri dahil heryerde bu köpeklerle sadece besleme değil sevgi şefkat olarakta yeterince ilgilenmeli onların sürüleşmesine engel olup tek tek yaşamalarını sağlayacak şekilde insanlara bağımlı hale getirmeliyiz.

Ama maalesef bunu hayvanseverlerin de garanti edemeyeceğine göre, kendisini hayvansever olarak tanımlayan insanların yaşadıkları bölgedeki köpekleri yaz kış sürekli sevip korumayı garanti etmeyeceğine göre o zaman bu hayvanların sokaklarda yeri olduğunu savunamayız.

Bu anlamda nasıl ki, "sokak atı" yoksa veya "sokak eşşeği" yoksa "sokak köpeği" ve "sokak kedisi"nin de olamayacağıdır.

Bu gerçek ışığında sokaklarda köpek ve kedilerin yaşamaması gerekir. Evinde ve bahçesinde köpek bulunduranların da olası bu sevgi ilgiyi göstermeyeceği riskine karşı sıkı şekilde insanlara zarar vermeyecek şekilde, özellikle köpeklerini kontrol etmelerini kanunlarla sağlamak gerekir. 

Hele yasak cins köpeklerinde bu anlamda varlığı tam anlamıyla cinayete teşebbüstür. Maalesef ülkemizde son 10 yılda yasaların uygulanmasını ciddiye almayan bir çok insan yasaklı cins sahipleniyor hatta üretip ticaretini yapıyorlar.

Her ne kadar "sahibi kötü ise onlar tehlikeli oluyorlar diğer köpeklerden farkları yok" dense de insanların hayatları birilerin, hayvan sahiplerinin psikolojilerine bırakılamaz. Bir insanın belinde çakı taşıması ile satır taşıması arasında fark vardır. Birisiyle sadece bir darbe(pitbull) ile bir insanı kolayca öldürebilirsiniz.

Bununla birlikte yasaklı cinselerin tamamen barınaklara toplatılması ve bu konuda kanunlar uymayanlara hapis cezası verilmesi gerekir.

Ayrıca yasaklı olmayan cinsleri besleyen insanlar dışarıya çıkarmaları konusunda yeni yönetmelikler konmalı ve tasma ile çıkarma konusunda da köpeğin yasal sahibi ve koruyucu kimse onlara birer kimlik çıkarılması ve köpeklerin sadece tasma ile değil ayrıca sahibine belinden bağlanması gerekir.

Yani kişi beline tasmayı da bağlayacağı bir tasma kemeri takmalıdır köpeği kamusal alanlarda dolaştırırken.

Böylece kişinin istediği zaman veya kazara bırakabileceği eline güvenilmemesi ve köpeğin başkasına saldırmaya çalışması durumunda sahibini sürüklemek zorunda kalacağı bir emniyet kemeri kuralının konması gerekir.

Çünkü biz şunu biliyoruz ki, her ne kadar insanlar havyan sevgisi olarak güçlü büyük köpeklerde beslese de bir çok insan bu tür yasaklı cins olmayan köpekleri bir güç güsterisi olarak sosyal hayatta tıpkı yüksek motor güçlü araba ve motolar gibi bir sosyal statü amacıyla da yanlarından dolaştırıyor ve besliyor.

Bu anlamda belediyelerin köpek besleme vergisi de alması gerekir.

Eğer bir insan apartman veya bahçesinde bu denli insan için tehlikeli olabilecek hayvan besliyorsa bunun bedelini de o yaşadığı insanlara belediyeye vergi vererek ödemelidir.

Evet, şimdi neden Avrupa'da sokak kedisi ve köpeğinin olmadığını anlamışsınızdır umarız. Çünkü onlar konuya bizdeki aptalca topyekün karşıtlık ve sahiplenme ile değil, bu açılardan bakmışlar ve hem onları hemde insanları koruyacak bir çözüm bulmuşlar.

0 yorum:

Diğer Projelerimiz