1 Eylül 2021 Çarşamba

Sokak Hayvanı/Sokak Köpeği Neden Olmaz! İşte Sebepleri! Yasaklı Cinslere Hayır!

Güncelleme : Nihayet olması gereken karar çıktı :

Sahipli hayvanlar ağızlık ve tasma takacak çocuk oyun alanlarına ve parklara alınmayacak. Belediyeler 7/24 esasıyla denetim yapacak sahipsiz hayvanlar bakım evlerine götürülecek. - Çevre Şehircilik Bakanlığı

Uzun bir yazı ama aydınlatıcı olacak sizin için. Lütfen sonuna kadar okuyun.

Malum sokak hayvanlarını ve onların dramlarını tv'de haberlerde ve internette sürekli görüyoruz. Onları acımasızca katleden veya çoğaltıp satan insanlar ve bu konuda yasal düzenlemelerle ilgili hayvanseverlerin haklı talepleri vesaire bir çok şey var..  

Bu ülkemizde son dönemde giderek artan bir tartışma ama bir çok gelişmiş ülkelerde çözülmüş bu sorun bizde hala çok taze...

İşin diğer kötü yanı artık bu konu sadece hayvanlarla ilgili değil, insanlarla ilgili bir trajedi haline gelmeye başladı ve en son pitbull saldırıları ile yaralananlar veya Adana'da onlarca sokak köpeğinden bisikleti ile kaçan bir çocuk otoyola çıkıp araba altında kalarak öldü. 

Haberde bölgede yapılan bir röportajda, bir kişi bu sürü halindeki başıboş sürü olarak yaşayan köpeklerle ilgili dilekçe verdiklerini ama belediyenin bir şey yapmadığını ve bu tür bir trajediye bilerek yol açtıklarını söyledi.

Bu gerçekten çok acı ve aynı zamanda acil olarak sorgulanması ve yasal kurumlarca soruşturulması gereken bir durum. 

Bütün bunları hem hayvanlar hemde insanlar açısından derinlemesine düşünmeye başladığımızda bazı temel noktalar dikkatimize takılıyor. Bunları gelin beraber anlatalım.

Sokak Hayvanı/Sokak Köpeği Neden Olmaz! İşte Sebepleri! 

Öncelikle aklımıza gelen temel sorular var. Bunlardan ilki sokak ve hayvan kavramları yani "Sokak hayvanı" veya "sokak köpeği" diye bir tanımlamanın doğru bir niteleme olup olmadığı ve sokakta yaşayan hayvanların doğası ve sosyal durumları açısından bu tür bir durumun hem insanlar hemde o hayvanlar için sağlıklı olup olmadığı hakkında. Bu yüzden ilk önce bu kavramları açıklığa kavuşturmalıyız.


 Video da bir grup sokak köpeği bir köpeği parçalıyor. İstanbul, 2021 Kasım

Burada çıkış noktamız, "sokaklar" olmalı önce ve sokak denen mekanların ne aamçala var olduğunu netleştirmeliyiz. 

Sokakların hayvanlar için doğal bir yaşam alan olmadığı gerçeğini anlamalı ve sokakların amacının, insanların yardımcı yaşam alanı olan yerler olduğunu ve kısaca binaların dışında kalan yerlerin evcilleştirilmiş ve kedi ev köpek gibi belli boyutları ve insan sağlığı için riskleri olan hayvanların gerçekten yaşam alanı olup olamayacağı sorusunu kendimize sormalıyız.

Basitçe mantık yürütürsek, bu anlamda sokakların insan eliyle evcilleştirilmiş hayvanların evi yani yaşam alanı olamayacağı sonucu çıkar. Çünkü bu alanlar; sokaklar, yollar, parklar, arsalar, apartman bahçeleri hepsi insanların ulaşım veya yan/yardımcı yaşam alanıdır. Nasıl ki "sokak insanı" olan "evsizler"in var olması normal değilse "sokak hayvanı" da olmamalı.


Buyurun son örnek işte! Videolar da bu aralar İstanbul'da pek güzel diye yere göğe sığdırılamayan ve toplu ulaşımı da kullanan Boji adlı sokak köpeği metroda insanlarla oyun onar gibi onların kollarını ağzına alıyor vesaire. Şimdi burda şunu düşünelim ya kalp hastalığı veya başka hastalığı olan birine bunları yapsa ve o kişi kriz geçirse ölse kişi  metro da suç kimde olacak kalp hastası olan da mı? Ya da birisinin çantasını telefonunu parasını yırtsa... 

Çoğu takıntılı hayvansever buna da "olur öyle şeyler" diye bakacak ve özellikle azılı hayvanseverler bunda hiç bir beis görmeyecekler. Çünkü onların öncelik sıralamasında hayvan hayatı daha öncelikli diğer insanlara göre.

Konumuza geri dönersek, kedileri insan yerleşim alanındaki farelerle mücadele açısından ve insanlara karşı  büyük bir tehlike arz etmeyeceği yüzünden ayrı yere koyarsak geriye evcik olan köpekler veya yabani büyük kediler olan vaşak, kaplan, jaguar veya timsah vb sürüngenler yılanlar vb canlılar kalıyor. 

Bunların şehir gibi toplu yerleşim alanlarında bulunması, insanlarla aynı yerleşimde yerlerinde kamusal alanlarda başıboş olarak yaşaması hem insanlar hemde bu hayvanlar için normal değildir.

Köpeklerin evcilleşmeleri sonucu bu anlamda büyük bir sosyal yaşam evrimi geçirdikleri ve sahibi olan insanla bir evin bireyi olarak evde ya da hayvan otlatan çoban yanında otlaklarda ya da müstakil bir evin bahçesinde veya polis veya güvenliklerin bir yardımcısı olarak var olarak  bir gözetim altında yaşayabildikleri ve bu süreçte beslenme, barınma dışında; duygusal ilgi  ihtiyaçlarının da karşılandığını düşünürsek, insan müdahelesi ile evrim geçirerek evcilleşen köpek türlerinin artık şehirlerde veya kırsalda başı boş yaşamasının normal olmadığı yani "sokak hayvanı" diye bir durumun olmaması gerektiği sonucu ortaya çıkar.


 

Çünkü evcilleşmiş bu hayvanlar tek tek yeterince sevgi ve ilgi ve besin görmediği zaman insanlara karşı birleşerek sürüleşerek, yani çeteleşerek kendilerinden ilgi görmedikleri ve zarar görebileceklerini düşündüklerini insanlara karşı saldırganlaşırlar.

Bu anlamda, evcilleştirilmiş köpeklerin de biz  insanlar gibi duygularının olduğunu ve toplum içinde yaşıyorlarsa yeterince ilgi ve sevgi gerektiğini düşünürsek, onların sokaklara terk edilmesi, yazın sıcağında betonlarda kışın soğuğunda gene betonlarda kaldırımlarda yaşamaları denen sokak hayvanı savunucu hayvanseverilerin de savunduğu şeyin son derece yanlış bir şey olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bu yüzden sokak köpeklerinin hayvanseverlerin "barınaklar ölüm yuvası, köpeker sokaklarda yaşamalı" fikri bu tür insan kayıplarının olduğunu düşünürsek mantıklı değildir ve bu tür insan kayıplarını yaşamamak adına şartlar kötü olsa da köpeklerin barınaklarla alınması kısırlaştırılması ve sahiplendirilmesi ve burada hayvan severler tarafından sevilmesi ilgilenilmesi en doğru çözüm.

Aksi takdirde Adana'daki bu olayda da görüldüğü üzere köpekler sokaklarla yeterince yemek, ilgi ve sevgi göremeyecekleri ve bunun garantisi olmadığı için kendi aralarında sürüleşerek ve çeteleşerek kendilerine insanların yaşam alanı içinde yollarda, boş arsalarda, parklarda bir yaşam alanı ve bir ekosistem yaratmaya çalışacak ve buradan geçen zayıf durumda gördükleri insanların hayatlarını bu şekilde tehlikeye atacak, saldıracak ve ölmemize sebep olacaklardır.

Bu anlamda "sokak hayvanı" diye evcilleştirilmiş bir canlı olamaz ve olmamalıdır.

Eğer bunun olmasını savunuyorsak, o zaman Adana'nın kenar mahalleleri dahil heryerde bu köpeklerle sadece besleme değil sevgi şefkat olarakta yeterince ilgilenmeli onların sürüleşmesine engel olup tek tek yaşamalarını sağlayacak şekilde insanlara bağımlı hale getirmeliyiz.

Ama maalesef bunu hayvanseverlerin de garanti edemeyeceğine göre, kendisini hayvansever olarak tanımlayan insanların yaşadıkları bölgedeki köpekleri yaz kış sürekli sevip korumayı garanti etmeyeceğine göre o zaman bu hayvanların sokaklarda yeri olduğunu savunamayız.

Bu anlamda nasıl ki, "sokak atı" yoksa veya "sokak eşşeği" yoksa "sokak köpeği" ve "sokak kedisi"nin de olamayacağıdır.

Bu gerçek ışığında sokaklarda köpek ve kedilerin yaşamaması gerekir. Evinde ve bahçesinde köpek bulunduranların da olası bu sevgi ilgiyi göstermeyeceği riskine karşı sıkı şekilde insanlara zarar vermeyecek şekilde, özellikle köpeklerini kontrol etmelerini kanunlarla sağlamak gerekir. 

 


Yasaklı Cinselere Hayır!

Hele yasak cins köpeklerinde bu anlamda varlığı tam anlamıyla cinayete teşebbüstür. Maalesef ülkemizde son 10 yılda yasaların uygulanmasını ciddiye almayan bir çok insan yasaklı cins sahipleniyor hatta üretip ticaretini yapıyorlar.


Her ne kadar "sahibi kötü ise onlar tehlikeli oluyorlar diğer köpeklerden farkları yok" dense de insanların hayatları birilerin, hayvan sahiplerinin psikolojilerine bırakılamaz. Bir insanın belinde çakı taşıması ile satır taşıması arasında fark vardır. Birisiyle yaralarsınız diğeri sadece bir darbe(pitbull) ile bir insanı kolayca öldürebilir ya da sakat bırakabilirsiniz.



Bu yüzden yasaklı cinselerin tamamen barınaklara toplatılması ve bu konuda kanunlara uymayanlara kamu davası açılarak para ve hapis cezası verilmesi gerekir.



Ayrıca yasaklı olmayan cinsleri besleyen insanların sahiplendikleri köpekler üzerinde de tam kontrol sahibi olmaları sağlanmalı ve dışarıya çıkarmaları konusunda yeni yönetmelikler konmalı ve tasma ile çıkarma konusunda da köpeğin yasal sahibi ve koruyucu kimse onlara birer belge çıkarılmalı ve köpeği sadece bu kimlik sahibi olanlar dışarı çıkartabilmeli ve köpeğin sadece tasma ile değil ayrıca sahibine belinden bir kemerle bağlanması gerekir.

Yani köpeği kamusal alanlarda dolaştırırken ağızlık koruyucu veya sahip kişi beline tasmayı da bağlayacağı bir tasma kemeri takmalıdır

Böylece kişinin istediği zaman veya kazara bırakabileceği eline güvenilmemesi ve köpeğin başkasına saldırmaya çalışması durumunda sahibini sürüklemek zorunda kalacağı bir emniyet kemeri kuralının konması gerekir.


 

Çünkü; biz şunu biliyoruz ki, her ne kadar insanlar gene havyan sevgisi olarak, daha güçlü büyük köpeklerde beslese de bir çok insan bu tür yasaklı cins olmayan köpekleri bir güç gösterisi olarak sosyal hayatta tıpkı yüksek motor güçlü araba ve hızlı motorlar gibi bir sosyal statü amacıyla da yanlarında dolaştırıyor ve besliyorlar

Bu anlamda köpek sahiplerinden belediyelerin köpek besleme vergisi de alması gerekir.

Eğer bir insan apartman veya bahçesinde veya kamusal alanlarda çocuk veya yetişkin tüm insanlar için tehlikeli olabilecek bir hayvan besliyorsa, bunun bedelini de o yaşadığı insanlara belediyeye vergi vererek ödemelidir.

Evet, şimdi neden Avrupa'da sokak kedisi ve köpeğinin olmadığını anlamışsınızdır umarız. Çünkü onlar konuya bizdeki aptalca topyekün karşıtlık ve sahiplenme ile değil, bu açılardan bakmışlar ve hem hayvanları hemde insanları koruyacak ve birbirlerine zarar verme riski doğurduğu düşünerek sokakta köpek kedi olmayacak bir çözümü bulmuşlar.

Beğendiyseniz sosyal medyada paylaşabilirsiniz

0 yorum: